Dünyanın hangi noktasından bakılırsa bakılsın hem jeo-politik yapısı hem de jeo-ekonomik yapısı en yüksek düzeyde önem taşıyan bir coğrafya; Türkiye…
Yer üstü ve yer altı zenginliklerinin yanı sıra, orta doğunun anahtarını elinde tutan ülkemiz; yüz yıllardır küresel emperyalist hayallerin sonucunda tezgâhlanan senaryolarla ele geçirilmeye çalışılmaktadır.
Birinci paylaşım savaşı sonrası Çanakkale de, Dumlupınar da, İnönü de, yüzünde patlayan tokat gibi kucağında bulduğu mağlubiyetlerle yetinmeyen bu asalak güçler ikinci paylaşım savaşında da ülkemizi işin içine çekememişlerdir.
Cephede erkekçe mücadelede elde edemedikleri galibiyeti masa başında da elde edemeyen batı neredeyse yetmiş yıldır çeşitli anlaşmalar ve ayak oyunları ile elde etmeye çalışmaktadır.Topraklarını alamadıkları ülkeleri, gündemlerinde ki siyasi yapıları iktidara getirerek, bölgesel ve evrensel politikalarına uydurabilecekleri rejimler olarak elde tutmaktalar.
Bu doğrultuda bu ülkelerin yer altı ve yer üstü kaynaklarını kendileriyle göbek bağı bulunan rejimler vasıtası ile ele geçirip, kendi emelleri dahilinde kullanıp sömürmekteler. Bunu iyi anlamak için, ülkemizdeki altın, bor vs. kıymetli madenleri kimler çıkarıp işletiyor? Hemen kıyıcığımızdaki ülkelerde petrol ve doğal gaz çıkarken, ülkemizden neden çıkmıyor? Ülkemizde bazı tarımsal faaliyetler neden yapılamıyor? Gibi soruların yanıtlarını bulmak gerekli.
* * *
Çanakkale de, Hicaz da, Yemen ve Trablus’ta dedelerimiz neden şehit oldular? Dumlupınar ve İnönü de neden düşmanla savaşıp ya şehit düşüp ya da gazi oldular? Neden, koşulsuz vatan sevgisi. Vatan topraklarına sahip çıkmak… Vatanın yer altı ve yer üstü varlıklarına sahip çıkmak için bu kadar çok şehit verilmiş ve istiklale ulaşılmıştır.
Bu nedenle vatanın tüm zenginlikleri de vatandaşların ortak menfaatleri doğrultusunda değerlendirilmelidir. Bugün ülkemizde yüzlerle ifade edilen sayıda nehir tipi HES projesi mevcuttur. Bu HES’ler vatana ve vatandaşa ne sağlayacaktır? Attığımız taş ile ürküttüğümüz ördek sayısı arasında ciddi bir olumlu oran var mıdır? Bu HES’lerin bizlere katkılarını ifade edenler bizlerden alacaklarını niye ifade etmezler?
Kuru kuruya HES’tirin gidin vatan suyundan dememek lazım… Bu konu üzerine birçok panel ve seminer izledim. Binlerce belge ve doküman karıştırıp, konu üzerine yazılan makaleleri adeta hatmettim. Konu üzerine açılmış dava dosyalarında birçok komediye tanık olurken, bilirkişilerin ve tarafların ciddi didaktik sunumlarını okudum.
Sonuç olarak iş parada kilitleniyor. Milyonlarca yılda oluşan bu jeolojik yapıların bitki örtüsü ve ekosistemin bozulması ile elde edeceğimiz maddi katkı ki, bu katkıyı devlet ya da tümden toplum yararına elde edilmiyor… Sonuçta elde edeceğimiz maddi kazanım yanında çok devasal kalıyor. Yani üç ördek vuracağız diye bir tabur askere otomatik silahla ateş ettirmek gibi bir şey bu…
Devlettin ilgili kurumuyla anlaşarak, ilgili akarsu üzerinde nehir tipi HES kurarak elektrik üretecek olan şirketin ortaklarından başka kimse bu HES’lerden para kazanamayacaktır.
Bugün haritaya baktığınızda gördüğünüz yeşil Karadeniz kuşağını belgeleyip yüz yıl sonrasına torunlarını için saklayın… Yüzyıl sonra kristalleşmiş, mineralsiz toprakların egemen olduğu, bugünkü bitki örtüsü ve ekosistemin izinin kalmadığı bir yeryüzü parçası olarak var olacaktır, Karadeniz yeşil kuşağı…
Doğal zenginliklerini birkaç şirket zengin olsun diye yok edilmiş bir vatan toprağı için bugün seyirci kalacaksak milli mücadelede can veren geçmişimize, şanlı tarihimize ihanet etmiş olmaz mıyız? Üç beş paraya vatanı satmış olmaz mıyız?







İlk yorum ekleyen siz olun!