Kastamonu için atılabilecek en gerçekçi başlık bu olsa diye düşünüyorum; ‘Batının Doğusu’…
Artıyı ekside görmek ya da var olanı bir tarafa atmak gibi bir derdim yok… Sadece yalın bir gerçeklikle, tarafsızca mevcut durumu ifade ediyorum. Üstat Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin ilk basılı sayımız da ki yazısını referans alarak ciddi bir araştırma yapmak istedim.
Dağ tepe bayır gezmeye gerek kalmadan Kastamonu gerçeğini ortaya koymanın aslında çok kolay olduğunu da bu noktada gördüm. Hatta daha ileri giderek Kastamonu’dan ve Kastamonululardan Cumhuriyet’in öcünü mü almaya çalışmışlar diye düşünmekten de geri duramadım.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca gerçek anlamda kalkınma ve gelişme çizgisinde sürdürülebilir bir çalışma yapılmadığı ortada.
• * *
22 Ocak Pazar günü İnebolu Hayrioğlu köyünün olağanüstü genel kurulu yapıldı. Konuşmacılar arasında bulunan sn. Ahmet Maranki; yüz yıl önceki Bursa’nın, Mudanya’nın, Yalova’nın ekonomi ve demografik verileri ile Kastamonu’nun, İnebolu’nun ekonomi ve demografik verilerini karşılaştırarak yalın gerçeği kongre katılımcılarının önüne koyuyordu.
Emperyalist kavganın doruğu birinci paylaşım savaşı ardından verdiğimiz İstiklal savaşının sonrasında Maraş’a, Antep’e ve ilçe olarak ta yalnızca İnebolu’ya manevi taltiflerin verildiği, İnebolu’nun İstiklal madalyası ile onurlandırıldığı bir gerçektir. Bu gün onurlandırılan bu illere bakalım; Gazi Antep, büyük şehir belediyesi olmuş doğunun batısı konumunda… Kahraman Maraş; sanayi ve ticarette gelişmiş ciddi bir kalkınmışlığı olan modern bir kent… Bursa; yürüyüp gitmiş modernlikte, sanayide, tarımda, turizmde… Daha ne olsun ki. Birde nüfuslarına bakalım; bambaşka bir tablo var bu ölçüt de de. Kastamonu; amatör ligde bile değil birçok alanda.
• * *
İstiklal madalyası karın doyurmadığı için, büyük şehre göçmüş Kastamonulu… Gece gündüz çalışıp, didinip on bir ay para biriktirip yıllık iznini dedesinin diktiği meyve ağaçlarının dibinde yatarak geçirme hayali ile yaşıyor. İyi kötü bir otomobil edinip sılaya ata topraklarına dönüp eş dostla kucaklaşıyor.
Daha baba ocağına varamadan ilçede bir oto tamirciye girmek zorunda hissediyor kendini. Kastamonu yolları taştan, hoş geldin gurbetçim der daha en baştan… Kartel gitmiş, egzoz gitmiş, tatilin maliyeti daha şimdiden yarı yarıya artmış. Garibim ne yapsın, elinden bir şey gelmez ki Kastamonuluca şöyle bir ağız dolusu sövmekten başka; memleket yollarını bu şekilde bırakanlara karşı, mevcut durumu görmezden gelip yatan idareyi maslahatçı yöneticilere karşı…
Öyle ise, hak ettiğimiz kaynağı ve hizmeti Kastamonu’ya vermeyen merkezi yönetime İSTİKLAL MADALYASI’NI iade etmeyelim de ne yapalım? Göğsümüze takıp bir sağa bir sola bakmışız… Bakmışız da kendi kendimizi kandırmışız… Modern tarım fırsatlarını hep başka iller değerlendirmiş. Sanayi gelişimi hep başka illerde olmuş. Ülkenin en uzun sahiline sahip iken limanımız kapatılmış. İnebolu limanı İstiklal savaşının en önemli mihenk taşı kapısı olduğu için adeta cezalandırılmışız… Gerekçesi ne olursa olsun gümrük bile kapatılmış… Yüz yıl çnce günde yedi gemi İnebolu limanına yanaşırken, bugün bir iki en küçüğünden taka bile limana uğramıyor… Bizim temsilcilerimiz hep seyirci kalmışlar… Merkezi idareye yaranıp, sorun hissettirmeyip, hoca Nasrettin esprileriyle dolu bir hükümranlık içinde olmuşlar.
Bursa’nın Uludağ’ı var, Kastamonu’nun Ilgaz’ı var… Bursa da deniz var… Kastamonu da da deniz var… Tarih ve inanç turizmi açısından hem Bursa hem de Kastamonu bir birinden aşağı kalacak durumda değil… Peki, Kastamonu Bursa’ya göre niye geri kalmıştır?
• * *
Öyle futbol takımı tutar gibi siyasetçilik yapmayalım! Partizanlık hiç yapmayalım! Dürüst olalım öncelikle… Vekil sayımız on iki den düşmüş üçe. On iki vekille sekiz vekille yapamadıklarımızı üç vekille yapabilir miyiz? Bilemem… Zor gibi…
Cumhuriyet tarihi boyunca kalkınan illerin vekilleri, yetiştirdiği devlet adamları doğup büyüdükleri illeri için canla başla çalışıp, kaynak dağıtımında bonkör ve öncelikli davranmışlar, Kastamonulu ilgili büyüklerimiz de onların ardından bakakalmışlardır. Tablo ortada… Var mı itirazı olan akıl adamı, Popülist partizanlardan başka…
Ey partizanlar, hele bir sirkelenip kendinize gelin de aynaya bakın… İnebolu’dan İstiklale giden yol, bugün yoksulluğa, ülke tarihinin en büyük göçüne dönüşmüş… El kapılarına düşmüşüz; üç beş paraya yaşayabilmek uğruna… Buna rağmen devlete karşı kalkışmamışız. Allah, devletimize zeval vermesin demişiz. Vatan görevine her daim en önde koşmuşuz… Ne polise ihtiyaç duymuşuz, asayiş derdimiz olmadığından ne de askere… Ömür boyu asker olmuşuz bu devlete, karın tokluğuna…
Hiçbir siyasal yapının Kastamonu’ya katkısı olmamıştır… Bu, onlara karşı bir haksızlık filan değil… Tamamen bize karşı yapılan bir zulüm ve sömürüdür. Bugün iki milyon civarında var olduğu ifade edilen Kastamonulu toplumu artık gerçeği görmeli. Birlikte hareket etmeyi, omuz omuza mücadele etmeyi öğrenmeli… Yaşadığı yerde kendi kimliği ile dik durmayı ve Kastamonuluların yarını için dayanışmayı öğrenmeli.
En azından Cumhuriyete, Şerife bacı ve silah arkadaşlarının emanetine sahip çıkmak adına vatanın bölünmez bütünlüğü için bu birlikteliği güçlü bir duruşa dönüştürüp birlikte hareket etmeyi öğrenmeli.
İster Cumhuriyetle yaşıt bir partiye mensup olun, ister birkaç yıllık çıkar birlikteliği ile oluşan bir partiye mensup olun… Artık, futbol takımı tutar gibi partizanlık yapıp boş işlerle uğraşmayın… Tribünde oturarak bir şey kazanılamayacağı açık. Ya sempati duyduğunuz partilere girip üye olacak, deleğe olacak ve bulunduğunuz yerlerde söz sahibi olacaksınız. Kendi toplumunuza kaynak ve fayda taşıyacaksınız ya da bu güne kadar olduğunuz gibi ağzınız açık olup biteni izleyeceksiniz.
• * *
Sayısal çoğunluğunuzu nitelikli bir şekilde kullanmaz iseniz, tepkisiz bir toplum olarak, hayata seyirci kalacak iseniz; unutmayın ki, sevdiklerinize, varlıklarından mesul olduklarınıza ihanet etmiş olmaktasınız… Torunlarınızın yarınlarından çalmaktasınız.
İstiklal madalyalı İnebolu’yu düşünün… İstiklal yoluna girin Kastamonu’yu düşünün… Ankara’ya şöyle bir haykırın… İstanbul da varlığınıza bakın… Mudanya’yı, Bursa’yı düşünün… Hatta kim s…. Yalova k…. Denerek pekte önemsenmeyen Yalova’nın bu gün ne halde olduğunu bir değerlendirin. Takdir sizin.
Bırakın bu seyirliği… Köylerinizin derneklerini kurun… İlçelerinizin Federasyonlarına hayat verin. İl konfederasyonunda bütünleşin… Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için deyin… Unutmayın bu tablonun vebali nasıl önceki neslinse… Yarınların vebalinden de sizlerin payına düşecek bir şeyler mutlaka olacaktır. Batının doğusu; evliyalar kenti, şehzade kenti Kastamonu… Borcumuz var sana…

İlk yorum ekleyen siz olun!